Dışişleri’nin açmazı

Dışişleri’nin açmazı

TÜRK diplomasisi Ermenistan ile ilişkiler ve Ermeni probleminin Ülkemiz üstünde yarattığı politik baskılarla iyi bir uğraş içerisinde. AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI ve İsveç’teki büyükelçilerin bu ülkelerdeki gelişmeler nedeni ile geriye çekilmesi üst kısmına harici siyasette çoğunlukla hükümete dayanak veren kalemler hükümeti yaylım ateşine tuttu. Bunun üst kısmına geçtiğimiz gün bir görevli tutumlarını bir grup gazeteciyle paylaştı.
Söylenenlerin mühim kısımlarını Salı günkü yazımda özetlemeye çalıştım. Toplantıdan çıktıktan ardından ise Başbakan Erdoğan’ın BBC’ye verdiği mülakatta Ülkemiz’de toplamında 170 bin Ermeni bulunduğundan, bunların surat bininin Ermenistan orijinli olduğundan (ki bu rakamın da hata meydana geldiği meydana çıktı) ve gerekirse bu bireylerin sınırdışı edileceklerinden bahsettiğini öğrendik. Okumaya devam et

Ege’de sulh yakın sanki

Ege’de sulh yakın sanki

Yunanistan’da iken duyduğum en heyecanlı bilgi güzde Ege dair Ankara ve Atina’nın uyuşmaya varmasının kuvvetli bir tahmin olduğuydu. Yunanistan’daki aklı en başında çevreler bugünkü şartlarda bu işi belli ki arzu ediyorlar.
Bir-iki ay öncesine yönelik Yunanistan sakinleşmiş. Geçtiğimiz perşembe inşa edilmesi tasarılanan gösterilerde dahi birçok durum çıkmadı. İstikrar paketinin uygulamaya konacağı dönemde yapılmış olan önce gösterilerde üç banka çalışanının öldürülmesi evrensel kamuoyunda kritik bir tedirginlik yaratmış. O sebeple komünist partisi ve partiye yakın sendikaların eylemleri pek dayanak toplamıyor. Üstelik bunların Yunanistan’ın en ciddi ciro kaynağı meydana gelen turizmi baltalayan eylemleri reaksiyon topluyor. Okumaya devam et

Tekerrür etmese tarih

Tekerrür etmese tarih

TÜRKİYE’de hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasi mücadelesine başından yazılmış olanlar tarafından tuhaf bir vaziyet şekilleniyor. Bir yanıyla, basit doğruluk ve özgürlükler kapsamında bir kabus ortamı dağılıyor. Öbür yanıyla son olup bitenlerin insanı arzu eder istemez buruk biçimde eğlendiren bir yanı var.
Son basın mensubu tutuklamalarının sonrasında özel görevli savcının yaptığı yorumlamayı ya da bunlarla alakalı yurt dışından iştirak eden tenkitlere verilen reaksiyonları okurken aklıma Nusret Demiral geldi. Astığı astık, kestiği kestik bir savcıydı Nusret Demiral. Türkiye’nin imza attığı beynelmilel anlaşmalara uyumlu biçimde cezaevi denetlemeye iştirak eden yabancılara müsaade vermezdi. Bir Sürü yurtsever, bir sürü ulusalcı diye de bugünün bir takım mağdurlarından dayanak alırdı. Okumaya devam et

İttihatçılığın son tasfiyesi

İttihatçılığın son tasfiyesi

Bu değişikliğin en hayret verici ve simgesel olarak en mühim tarafı Silahlı Kuvvetlerin konumundaki değişim. TSK birçok prestij de yitirmiş olarak 1960 seneninden bu yana kurguladığı vesayet rejiminin kendisine verdiği iktidar sahasını terk ediyor.
Emekli Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in legal olmayan biçimde kaydedilen ve gene yasalara ters olarak yayınlanan konuşması, bu çöküşün sebepleri dair hakikaten hayret verici unsurlar içeriyor. (Bir telekulak cennetinin ne ölçüde hukuka saygılı bir demokrasi olabileceği, bu yasadışılıklar karşısında kayıtsız olan bir yürütmenin ne civarı demokrasi üretebileceği bununla birlikte kavgaya aynı ritimde devam edeceğimiz konular tabii.)
Orgeneral Koşaner’in konuşmalarındaki temalar sivillerle ilişkilerde politik otoritenin üstünlüğünü Okumaya devam et

Bölgede kazan kaynarken

Bölgede kazan kaynarken

Amerikan Evrensel Kurmay Başkanı Martin Dempsey, Farid Zakariya’nın CNN’deki programında İran’ın “rasyonel bir oyuncu olduğuna” inandıklarını söylemiş. Dempsey bir yabancı konuşmasında İran’a karşı bir saldırının bölgeyi hepten istikrarsızlaştıracağını vurgulamış. 2006-2009 seneleri aralarında CIA Başkanlığı yapan Michael Hayden, Amerikan istihbarat camiasının artık İran’ın ne inşa etmek aradığı ile ilgili kesinlikle bir akıbete ulaşmadığından bahsetmiş.
İran’ın nükleer dinamit mı üretmek aradığı yoksa üretebilecek kapasiteye kavuşmayı mı arzuladığını artık kimse tam kestirebilmiş değil. Bu anlamda Hayden’a yönelik İran’a karşı bir saldırı “tam da engellenmek istenen işi başarmış olacak: İran nükleer tabanca üretmek amaçlı elinden geleni ardına koymayacak”.
Her an İran’a saldıracakmış benzeri davranan İsrail’de de kamuoyunda kilosu meydana gelen güvenlik işleriyle Okumaya devam et

İslamcılar arası iktidar kavgası

İslamcılar arası iktidar kavgası

İSLAMİYET düşmanı bir grubun kurguladığı provokasyon bir defa ek olarak hedefini buldu. Kendince ironi inşa ederek filmin ismini “Müslümanların Masumiyeti” koyan film yapıcı sadece filmin muhtevasının yeteri kadar sinir kabarmasına sokak açmayacağını da düşünmüş olmalı. Bu sebeple, Amerikan medyasının yaptığı araştırmalar sonucu esasında var meydana gelmediği anlaşılan “İsrailli Sam Bacile” ismini da meydana atmış ki hadise katmerlensin. Filmi yapanın ve böyle pazarlayanın bir zamanlar üçkâğıtçılıktan mapusa girmiş AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’de hayatını sürdüren Mısırlı bir Kıpti meydana geldiği anlaşılıyor.
İslam, Mormon ve kürtaj düşmanı kökten Hıristiyan bir takım gruplarla işbirliği inşa ederek bu filmi hazırlamış. Filmin az tanıtımının Arapça dublajı yapıldıktan ek olarak sonra Youtube’a indirilmiş. Mısırlı militan İslamcı Şeyh Halid Abdullah’ın bunu görüp Nas televizyonunda yayınlamasıyla beraber, Mısır, Libya ve Yemen’deki olayların önü açıldı. Okumaya devam et

Suriye çukurunda politika

Suriye çukurunda politika

GEÇEN sene nisan ayı içinde Ankara merkezli fikir kuruluşu USAK bir sürü faydalı bir rapor yayınlamıştı. Osman Bahadır Dinçer ve Mustafa Kutlay aracılığıyla yapılan raporun maksadı, başlıkta da belirtildiği benzeri “Ülkemiz’nin Ortadoğu’daki güç kapasitesi”ni ölçmek ve “mümkünün sınırlananı tanımlamaktı. Çözümleme somut verilerden yola çıkarak yapılıyor ve Ortadoğu’ya karşı deyişle gerçeklik arasındaki farkları da nazik bir dille sergiliysilahlı güç.
Araştırmacıların vardığı sonuçlardan biri “Ülkemiz’nin oynamak aradığı oyun ile sahip meydana geldiği kapasite aralarında tatbik edilen siyasetleri akim bırakacak derecede uyumsuzluk” bulunduğuydu. “Türkiye beklenti-kapasite açığından mustarip bir ülke konumundadır.” Bu kapasite sorunu en pek da lisan yetersizliği ile ilgili Ortadoğu siyaseti tarafından bir zaaf oluşturmaktadır.
Türkiye coğrafyası, tarihi, uygun fiyat gücü, yaratıcı damarlarının zenginliği, stabil siyaseti nedeni ile nesnel açıdan kuvvetli bir hükümet. Ancak bu gücün boyutları “oyun kurucu” ya da “düzen kurucu” olma iddialarını taşıyacak Okumaya devam et

Mısır’ı gerçek okumak


Mısır’ı gerçek okumak

MISIR’daki olayların negatif etkilerini bütün bölge ve üstelik hayat uzunca bir zaman hissedecek. Ülkemiz, bölgenin istikrarını ve bizzat çıkarlarını gözeterek Mısır’daki olayları yakından takip edilecek. Ahlaki açıdan Mısır’da yaşananların onay edilir bir tarafı olmadığına yönelik Ankara’nın ve kamuoyunun reaksiyonları de aynı ritimde devam edecektir. Bunun ötesine gidildiğinde duygusal söylemden uzaklaşarak ek olarak serinkanlı ölçümlendirme inşa etmek kural. Geçtiğimiz akşam bir tv programında konuşmacı GeziMısır karşılaştırması yapıyordu. Mukayese Batı medyasının olayları ele alışı üzerineydi. Konuşmacıya yönelik Seyahat esnasında olayları çarşaf çarşaf verici Batı medyası, ekranlarını saatlerce bu konuya ayıran Batı televizyonları, Mısır’daki katliama kör ve sağırdı. Okumaya devam et

Kurumsal krizden meşruiyet krizine

Kurumsal krizden meşruiyet krizine

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç geçen gün partisinin seçilecek kişi desteğinin yüzde 52 dolaylarında meydana geldiğini ifade etti. Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu günden beri Amerikan yollarıyla politika yapan, bu anlamda da halkoyu nabzını devamlı elinde tutmaya kocaman itina gösteren bir parti.
Arınç, “Yolsuzluk iddialarından hiç etkilenmedik”diye eklediğine yönelik rakamın 17 Aralık’ta patlayan ve pratik da dinmeyecek fırtınadan sonrasına ilişkin meydana geldiği anlaşılıyor. Bu vaziyette bütün olup bitenlere, 11 senelik iktidar yıpranmasına, ülkede devamlı körüklenen gerginlik ve kutuplaşma ortamına ve süratle rizikoları yükselen uygun fiyat hale nazaran oran buysa politika bilimi tarafından gayet enteresan bir vakayla karşın karşıyayız demektir. Metropoll müessesesinin halkoyu araştırmasıysa yüzde 52’lik bir dayanağın varlığını destekleyecek bilgiler içermiyor.
Üstelik soruşturmanın yapıldığı tarihler de 11-16 Aralık. Fırtınadan öncesinde. Bu araştırmaya yönelik “kararsız, cevapsız ve ihtarname reyleri dağıtılmadan AKP’nin reyi %35.9, CUMHURIYET HALK PARTISI’nin %22.1, MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’nin % 13.6 ve BDP’nin %6.7 olarak belirlenmiştir.” Okumaya devam et

Vefa kongresi

Vefa kongresi

GEÇEN sene eylül nihayetinde yapılmış olan sıradan kongredeki coşkusu bir sürü sıkı hatırlayarak gittim Adalet ve Kalkınma Partisi’nin önce harika kurultayına. Her birşey bir sürü eskiden belli olduğundan dram dolu bir durum elbette ki beklenmiyordu. Ancak eylül nihayetinde Recep Tayyip Erdoğan’ı son defa başkan seçecek meydana gelen kongrede de sıra dışı bir durum talepleri yoktu. Oradaki his yoğunluğu, salondaki kitleye hâkim meydana gelen kocaman heyecan dünkünün tersine bir sürü etkileyiciydi. Dün göreli heyecan eksikliği belki de insana baygınlıklar getiren sıcaklıktan, belki de neticede bu kongrenin bir veda kurultayı olarak düzenlenmesindendi.
Belki de asıl ne sebeple bir vefa kurultayı diye de görülebilecek bu toplantıda Erdoğan’a gösterilen vefaya dayalı his selinden yabancı hislere veya heyecanlara pek koltuk kalmamasıydı. Okumaya devam et